Türk, Türkiye ne demektir? Akıl almaz gerçekler (Türkce)


     

Beduin hükümdarı yazılarda Buid [BD] gibi kaydediliyor ve bu sembolün kökünü teşkil eden bodi [BD] simgesi, islamda (şiilikde) "el-Bede" - "görünme", "varoluş", "önceden haber verme" ve b. manalarındadır. Allah'ın 99 şerefli isimlerinden olan Bedi (yaratan) ve Vedud (seven) isimleri de "bodi" ve "Buda" görüşünü ifade ediyor. Bu kökten olan "bide" (bida) sembolü ise yenilik, medyumluk, bid'at olarak da manalandırılıyor. Yazdıklarımızdan böyle bir sonuça varıyoruz ki, bedevi sembolü sufilerin "bodi" simgesidir ve bu da tam olgunluğa ulaşmış, idrak edilmeyen şeyleri fark eden, ekstaz durumunda gören sufi pirleri anlamındadır.

Herodot 6 Midiya aşiretlerinden birine "Budi" diyor ve bu sembol Bubun sembolünün kısa seçeneğidir (Herodot, I/101). Türk Budununun Tolis (Töliş) isimlendirilmesi ise, gökteki melekût dünyasının Talış dağlarında olması anlamındadır ve bu arazi Azerbaycan'ın Erdebil şehrinin yakınlarında mevcut olmuş eski Midiya arazisine düşüyor.

Eski Sümer edebiyatında Tolis [TLS] simgesi ile eş anlamlı olan Tilos [TLS] sembolü kaynaklarda Tilmun/Dilmun olarak da kayıt olunarak, "ölmüşlerin ruhlarının o dünyada mutluluğu tattığı yer" olarak adlandırılıyor. Ünlü araştırmacı Kramer düşünüyor ki, Dilmun - İlahlar Manastırı anlamındadır ve o Zaqros dağ tepelerinin arkasında, İran topraklarındadır. Çünkü, epik rivayetlerde o, dağlar arkasındaki uzak ülkede - "Güneşin çıktığı yerde" mevcut olmuştur. Kramer Dilmunu - "temiz", "nurlu" ve "şafak saçan" toprak gibi resmediyor. Orası "ölmezler ülkesi" olmuştur, oranın halkı ne hastalık, ne ölüm bilmezlerdi (Д. Рол, «Генезис цивилизации. Откуда мы произошли…», Эксмо, M., 2002, sayf.267, 271). Dilmun [DLM-N] sembolünün Deylem [DLM] sembolü ile aynı kökten olması ise onu söylemeye esas veriyor ki, kaynaklardaki “zamanı öncelemiş ve tam mutluluğa ermiş” Deylem Türkleri dediyimiz Tolis budunudur (Ф.М.Асадов, «Арабские источники о тюрках в ранее средневекове», Б., 1993, sayf.104-107).

Sufizmde Tolis [TLS] sembolü Atlas [TLS] sembolü ile de aynı anlam ifade ediyor. Herodot'a (IV,184) göre, Atlas [TLS] dağı'nda atlantlar (atlantidalılar) yaşamışlardır ve bu dağ göğün sütunu sayılmıştır. Kuran'da "sütunlar şehri"ne - İrem denir (Kur'an, 89:7). Yemen'in Sana kentinden mecnun şair Abdül Hazret'in "Nekronomikonun sırrı" ("El-Əzif") kitabına göre sütunlar şehri olan İrem Zât el-İmad şehri Büyük boşlukta, yani gökte inşa edilmiştir. Rivayete göre, bu şehri Ad oğlu Şeddadın emriyle altın ve gümüş kerpiçten cinler dikmişlerdir. Diğer kaynaklara göre ise, cinlerin bu dünyada inşa ettiği tek şehir, Süleyman peygamberin Allah için inşa ettirdiği Yeruşalim (Kudüs) şehridir. Sufizmde İrem [RM] sembolünün Rum [RM] sembolü ile eş anlamlı olmasını dikkate alırsak, kabul ederiz ki, Türkiyenin eski adlarından olan "Diyari Rum" - Talış dağlarının göylerinde yaratılmış cennet anlamındadır ve atlantidalılar da Gök-Türk budunudur.

Tarihçi İ. Dyakonovun yazdıklarına göre, henüz milattan once VIII yüzyıla ait Asur yazılarında Midiya ülkesinde "Şarkın Arapları" (Doğunun Arapları) ülkesi mevcut olmuştur (И.Дьяконов, «История Мидии», M.1956, sayf.219,220). "Şark" sembolü, dahi filozof Şihabeddin Yahya Sühraverdinin "Şark" felsefesinde, gökleri ve gökteki melekût dünyasını bildiriyor. "Ereb” (Arap) sembolü de Yunan mitolojisinde Kaos anlamında, “gökte yaratılmış El” fikrini bildiriyor. Sufizmde "Arap" derken uyruk değil, bir şekilde olmuş insanın, değişerek başka biçim alması (metamorfoza), yani ölümünden sonra (melek neslinin) vücut biçimini değiştirip, göklerdeki yeni biçimi anlaşılıyor (Ф.М.Асадов, «Арабские источники о тюрках в ранее средневекове», Б.,1993, sayf.71,72). Arap dili de cennette konuşulan dil, yani ana maddenin birim dilidir. Buradaki Araplar ise - cennette ölümsüzlük kazanmış Rabbler (peygamberler) anlamındadır. Kuran'da açık yazılıyor ki, bu kitap Âlemlerin Rabbinin indirmesidir ve Arap (Vahiy anlamında) dilinde Ruh-ül-Emin tarafından indirilmiştir (Kur'an, 26:192-196). Burada Ruh-ül-Emin'in indirdiği Arapça - gökte ölümsüzlük kazanmış Mısır Tanrısı Amon'un Ruhunun gönderdiği vahiy anlamındadır.

Demek ki, Midiya arazisindeki "Şarkın Arapları" ülkesi göklerle bağlıdır ve buraya sadece insan öldükten sonra onun ruhu düşebilir. Kaynaklarda Midiya nüfusu "dağ ve sahralarda dolaşan kudretli midiyalılar" adlandırılıyor ve bu da Midiya dağları ve bu dağların üstünde, ana madde steplerinde ekstatik durumda ("suluq") dolaşanlar (türükler) anlamındadır.

Ermeni kaynaklarında, Midiya ülkesinde büyük çöl inşası hakkında geniş bilgi veriliyor. Tarihçi Arakel Tebrizli paronterlerin (firavunlar) Sünikde çöl dikmesinden yazıyor. Paronterler, yani pirler ölen zaman, isimlerini ve ciltlerini değişerek, buraya - insan sesi duyulmayan mekana göçüyorlar. Bu cennete Arakel - "meleklerin yaşadığı mesken ve kutsal çöl" diyor. Burada, büyük çöldeki "Atalar Manastırı"nda ruhlar ömürlerini sürdürüyorlar. Arakele göre, ruh bu çölden çıktığında, can veren balığa benziyor ve geriye döndükten sonra yeniden canlanıyor (А.Даврижеци, «Книга историй», М.,1973, böl.24,51). Demek ki, ölmüş insanların ruhları işte burda, yani gök Arabistan'da yaratılmış özel "çöl" de yaşamaya uyğunlaşmışdır. Buranın dışında ise ruhlar için hayat yoktur.

Budun sembolünün kökü olan Bodi [BD] sembolü kaynaklarda Beyt [BT] gibi de yazılarak gökteki Ev anlamında kullanılır. Mısır'ın "Ölüler kitabı"nda denir ki, Allah kurban töreni geçirerek, kendi kurbanlarını Abidosda yerleştiriyor ve tahtı için sular oluşturuyor. "Toprak yarandıkda" ise, O artık Abidosda peygamber olmuştur. Eski Mısır kaynaklarında Abidos sembolü Abtu [BT] gibi de yazılıyor ve Beyt [BT], yani Ev anlamını taşıyor. Bu ise o demektir ki, pir Amon - bodi, yani sufizmin tarika yolu ile, ekstatik durumda (teurqiya) gökte Beyt (Ev) yaratmışdır ve Türk Budun'u da burada ölümsüzlük kazanmıştır.

Teurqların kurban töreni hakkında Sümer-Akkad mühürlerinde de bilgi veriliyor. Mühürlerde, çıplak kahramanın insan-öküzle güreşmesi veya kahinin iştirakı ile Kurban sahneleri tasvir ediliyor. Burada kahraman Enkidu'nun adı "Yeri dikmiş (düzeltmiş) kâhin, hükümdar" olarak yozuluyor. Burada "Bit İ-li" yazısına rastlanır ki, bu da Beyt-El - "Allah'ın Evi" anlamındadır (В.К.Афанасьева, «Гильгамеш и Энкиду», M., 1979, sayf.120,137). Böyle anlaşılıyor ki, hükümdar tarafından yaratılmış Allah Evi - Türk hanının teurqiya töreni ile oluşturulmuş gökteki Evdir.

İslam'da El-Beyt deyince, Muhammed peygamber, Ali ve ailesi öngörülüyor. Batinilikde El-Beyt sembolü, aile akrabalığı değil, "gizli bilime, bilgiye ve hikmete sahip aile" ("Beyt el-ilm ve'l-marifet ve'l-hikmet") demektir ve bu da Kuran'ın batıni anlamını bilen Türk beglerine aittir. Kaynaklarda yahudi adlandırılan Hazar Türk beglerinin Levit [L-VT] Evi de El-Beyt [L-BT] sembolü ile aynı anlamlıdır. Ben, "Kur'an'daki İsrailoğulları - Azeri Türk begleridir" adlı makalemde, eski yahudi seçilmişlerinin Azeri Türk beğleri olmasını bilimsel olarak ispat ettim. Tüm bunlar ise o demektir ki, El-Beyt kutsalları, Kuran'ın ve tüm eski yazıların gizli anlamlarını idrak eden Türk beğleridir. Kitab-i Dede Korkutda - "bu dünyayı erenler akılla bulmuşlardır" derken de, Türk erenlerinin gökteki "dünyayı" akılla "bulması" öngörülmelidir ("Kitabi-Dədə Qorqud", B., 1988, sayf.88).

Muhiddin İbn Arabî'ye göre, İslam dini de Gökte yaratılmış dünya anlamındadır ve onu kabul eden insanın ruhu o dünyada ömrünü sürdürecektir. Arabi bildiriyor ki, Allah, İslam dinini ve müslüman gibi ölmeyi İbrahim ve Yakup oğullarına vasiyet etmiştir. Burada “Din” sembolü elif ve lam sesleri ile, yani "El" olarak yazılıyor ki, bu da İslam Dinin gökteki El anlamında olmasını gösteriyor (İbn Arabî, "Füsus ül Hikem", böl. 8). Demek ki, Arabî'ye göre Din sembolü gökteki El anlamındadır ve bu Eli Allah, İsrail'in yahudi peygamberleri olan İbrahim ve Yakup oğullarına vasiyet etmiştir.

Kaydetmek isterim ki, kaynaklarda "Aldan" [L-DN] gibi yazılan sembol - "El-Din" [L-DN], yani "Din-Eli" anlamındadır. Kartirin (III yy) yazılarında "Aldan" sembolü Albaniya gibi gösteriliyor ve bu da Azerbaycan topraklarında mevcut olmuş ülkedir (Г. А. Гейбуллаев, «К этногенезу Азербайджанцев», Б. 1991, sayf.58). Tevrat'ta Alban [LBN] sembolü Lbnun [LBNN] gibi bellidir ve Allah yemin ederek Knun (Hanaan) ve Lbnun topraklarını İbrahim'e, İsaqa, Yakub'a ve onların üremelerine miras olarak vermiştir (Библия, Втор.1:6-8). Alban [LBN] ve Lbnun [LBNN] sembollerinin sufizmde Nebi-Eli [NBL] gibi de okunuşunu dikkate alırsak, kabul ederiz ki, Alban simgesi altında peygamberlerin gökteki Eli öngörülmelidir.

Knun [K-NN] sembolü İslam'da Kün [KN] gibi bellidir ve Allah'ın "Ol!" emrini bildiriyor. Knun [K-NN] sembolünün Nun-Ki [NN-K] seçeneği Sümer ve Akkadlarda "Kudret yeri" adlandırılarak Babil kulesi ile ilişkilendiriliyor. Diğer kaynaklarda, Marduk Tanrısı'nın mabedi olarak geçen Babil kulesi - "Gök ve Yerin temel Evi" olarak kabul ediliyor ve malumdur ki, ilk insanlar burada "Etemenanki" adlı zikkurat dikmiştiler. Mitolojiye göre, Marduk Allah'ı Tiamat, yani Gök okyanusu anlamında olan ana maddeye galip geldikten sonra, onun bir bölümünü Allahlar vilayetinden ayırıyor. Bu okyanus, ondan su akmasın diye, kapak ile bağlanmıştır. Derya sularında Marduk, Etemenanki adlı "Gök ve Yerin temel Evi"ni cehennemin göğsünde öyle inşa ediyor ki, onun başı Göklere ulaşıyor (Б.А.Тураев, «История Древнего Востока», II cild, Л., 1935, sayf.91).  Etemenanki [TM-NNK] sembolü "Atum" [TM] ve "Nun-Ki" [NNK] sembollerinden oluşmuştur ve "ana maddeden oluşmuş Atum" demektir. Demek ki, Knun sembolü altında Allah'ın yerde yarattığı tapınak ve onun gökteki karakteri olan Albaniya anlaşılmalıdır. Bu ise onu gösteriyor ki, Allah - İbrahim, Yakup soyuna, yerdeki Evini ve onun göğünde olan cenneti vasiyet etmiştir.

Tarihçi M. Horenatsinin "Ermenistan Tarihi" (I Kitap, böl.12) kitabına göre Albaniya ülkesi miras olarak GelarKüni soyundan kimseye ebedi olarak verilmiştir. Böyle anlaşılıyor ki, İbrahim ve Yakup oğulları deyince, Gelar Türk beğleri öngörülmelidir ve İslam dini de İbn Arabî'ye göre bu bâtınî türklerine verilmiştir.

Albaniyanın Allah'la ilişkisini ünlü araştırmacı C. Frezer de özel vurguluyor. Onun yazdığına göre, Silvia şahların kurucusu öldükten sonra Allah'a çevrilmiş ve Alban dağlarındaki şehrin üstünde karar tutmuştur (Дж. Фрезер, «Золотая ветвь», M.1986, sayf.147). Bu olay eski Mısır yazılarında Mısır firavunu (piri) Amonla alakalandılıyor. Metinlere göre pir Amon, gökte Ra güneş diski yaratmış, kendisi fiziksel öldükte, ruhu göğe kalkarak bu Ra diskle birleşmiş ve Ra-Amon Allah'ına dönüşmüştür. Firdevsi "Şehname"sinde bu olayı Cemşidle bağlıyor ve yazıyor ki, o göğe ilk ayak açarak, Gökte Keyan tahtı kurmuştur. Divin sırtında tahta çıkan Cemşid, uzayda güneş tek karar tutuyor (Firdovsi, “Şahnamə”, B.1987, sayf.33). Kuran'da bu olay Rahman Allah'a ait ediliyor ve bildiriliyor ki, Allah gökleri direksiz yükselttikten sonra kendi tahtında karar tutuyor ve güneşi, ayı kendine tabi ederek arşa hakim oluyor (Kur'an,2:29,13:2,20:5). Bu ise o demektir ki, İslam'ın Rahman adlandırdığı Allah, öyle Mısır'ın Ra-Amon Tanrısı'dır. Eğer Türk hanının Gökte Allah yaratmasını iddia etmesini dikkate alırsak, Kabul ederiz ki, Ra-Amon tanrısı öyle Osman şahtır.

Tebrizli Arakel "yılandan doğmuş" ("ejderden doğmuş") Midiya mediumlarını - "Osman şahların nesli" adlandırıyor (А.Даврижеци «Книга историй»,  М., 1973, böl. 51). Osman sembolü sufizmde "İssi-Amon" gibi yorumlanıyor ki, bu da "Amon Ruhu" (Eman Ruhu) anlamındadır. Demek, Osman sembolü altında bütün kaynaklarda, Gökte bugüne kadar sağ kalmış pir Amonunun Ruhu öngörülmelidir. Bu Ruh eski Mısır kaynaklarında Horos (Kor/Qor) Tanrısı gibi de kaydediliyor ve kızılkuş şahsında tasavvur ediliyor.

Gök-Türk Anıtı'nda Türk Bodununun "Kara-Bodun" adlandırılması da bu aşiretin Kor (Horos) Tanrısı'nın türevleri olması demektir. Ünlü araştırmacı David Rohl bildiriyor ki, Mısır'ın efsanevi "Kor yoluyla gidenler" neslinin soykökü, Mezopotamyanın büyük kahramanlarından başlanıyor. Ben, "Batıni-Kur'an" kitabında ve makalelerimde çok sayıda kesin olgularla, bütün dünya edebiyatının Türk beglerinden başlamasını ispat etmişim. Bu yüzden de burada ek delillere ihtiyaç görmüyorum.

Sonunda şunu belirtmek isterim ki, bugün Türk adlandırdığımız millet, en eski kaynaklarda teurqlar, Eflatun'un ise Allahlar adlandırdığı Midiya mediumlarının neslidir. Eski kaynaklardaki Türkiye adı da Hazar çevresinde yaşayan Türk beglerinin gökteki ve yerdeki eline ait edilmelidir. Dünyanın bütün peygamberleri ve şahları işte Türk beglerinden olmuştur. "Rahman Allah'ın akıl almaz sırları", "Ledün ilminin esasları", "Tüm dinler birdir" ve b.  makalelerimde de ben tüm dinlerin batıni anlamlarının bir olmasını ve türklerin Gökte yarattığı El ile ilgili olmasını teorik olarak ispatlamışım. Yazdıklarımın tam kanıtı ise, kaynaklarda Babil kulesi, Etemenanki tapınağı, Midiya ve Alamut kaleleri, Süleyman peygamberin Allah için diktiği Ev olarak kaydedilen dünyanın ilk tapınağının açılışı sırasında olacaktır. Orada bulunan Ahit sandığı, Levh-i Mahfuz ve Allah'ın diğer eşyalarının ortaya çıkması, beg-erenlerin eski dünyanın sahipleri olmasını tam ispat edecektir. Bu anıtın açılışı ise biraz zaman alacaktır.

 

Firudin Gilar Beg






Tarix:      www.gilarbeg.com Saytı